|
|
|||
|
BAŞARILARINIZI BAŞKALARININ BAŞARISIZLIKLARI İÇİN ÇALIŞARAK ELDE ETMEYİN |
Osman ÇELİK / 21,2,2006 |
||
|
Tek kriterimiz İslam dini ve onun yüce peygamberi Hz. Muhammed Aleyhisselam şöyle buyurmakta:
“Haset, iyilikleri yer bitirir, ateşin odunları yiyip bitirdiği gibi”
Bunu bilmeyen kişilerle çalıştım yıllarca (10 yıl)... Bariz bir şekilde kimsenin hasedine fesadına maruz kalmadım. Ama iş hayatımın 2000’li yılların başından beri 6 yıllık son döneminde bu ve benzeri İslami emirleri az çok bilen, namaz kılan kişilerle çalışmaktayım. Ve bu kardeşlerimden uğradığım hasedi, kalleşliği, arkadan çamur atmayı, iftira etmeyi, kuyu kazmayı, ayak kaydırmayı, için için kıskanmayı hiçbir yerde görmedim.
Müdür oldum müdürlüğümü, maaşımı, özlük haklarımı çekemediler. Demediler ki, kardeşimiz bunu hakediyor, birikimli, özel sektörde yetişmiş, yabancı dil bilir, uluslararası projelerde görev almış, Türkiye’nin bir numaralı firmasında 7.5 yıl çalışmış, bilgisayar konusunda tam donanımlı vs. Diyemediler...Çünkü haset duyguları buna engel oluyordu. Bunun gibi sözlerin yerine neler demediler ki: Müdürlük sana sepetten çıktı, sen müdür olacak adam değilsin, senin birikimin yetersiz, sen şöylesin, sen böylesin...Bir de sahip çıkan bir siyasi arkam olmadığını öğrendiklerinde hepten üstüme geldiler, arkamdan başka yüzüme başka konuştular. Bana atılan bir çamura, mal bulmuş mağribi gibi yapıştılar..Neticede bugün 16 yıllık birikimli bir mühendis olarak, iş hayatına yeni atıldığım zamankinden daha basit bir işte, kaldırımlara döşenen taşları sayıyorum. Beni kaldırım mühendisliğine geriletip sevinenler, sağcı solcu vs gibi dışardakiler değil; bizzat benim müslümanlar kardeştir diye güvendiğim abilerim, büyüklerim. Benim hiç mi suçum yok peki:..Elbette var.. Hakkı üst düzey yöneticilerin yüzüne haykıran dilim... Haksızlıklarını, beceriksizliklerini yüzlerine çarpan kelimelerim..
İşin benimle ilgili mazisi uzun ama amacımız bunu hikayeleştirmek değil, böyle yapanlara belki pişmanlık duyarlar, ölmeden helallik dilerler diye çağrıda bulunmak. İşin dışında olan kardeşlere ise, müslümanı işbaşında ve alışverişte, ya da uzun bir yolculuk esnasında tanıyabileceklerini öğretmek. Bununla birlikte, alnı secdeye değen hiçkimseyi, arkadan çekiştirmemek ve haset etmemek konusunda tembihlemek. HUCURAT Suresi’ni hatırlatmak...Bu Sureyi Şerifi sık okumalarını ve amel etmelerini tavsiye etmek.
“Sen hatırlat, çünkü hatırlatmak mü’minlere fayda verir” ayeti kerimesi ile amel edebilmiş olmak için...
Fayda vermiyorsa Rabbim bilir faydalanmayanların iç yüzünü...
İş hayatında başarı, haset ile başkalarının ayağını kaydırarak onların üstüne geçmek ve omuzlarına basarak yükselmekle sağlanmaz. Başarı bileğinin hakkı ile olur. Tecrübeyle, bilgi birikimi ile, yetenekle, yabancı dille, teknolojide geri kalmamakla olur. Kariyerle olur. Kariyer, bilmem ne partisi için iki direk arasına afiş germekle değil, emekle, diş ile tırnak ile elde edilir. İyi bir üniversite tahsilinin üstüne, sebatla azimle, uluslararası büyük kuruluşlarda yıllarca hem çalışıp hem eğitim ve seminerlerle teknoloji yarışında her an taze kalabilmekle olur. Başkasının hakkını, amcasının dayısının torpili ile çiğneyip haketemedikleri makamlarda, beceriksizlikleri ayyuka çıktığı halde yıllarca ayakta kalabilenler, bir başkasının amcası iktidara geldiğinde damdan düşmüş kediye dönerler.
Siz siz olun, başarınızı haksızlıkla elde etmeyin. Kendi ayaklarınızla tırmanın başarı merdivenlerini. Birileri sizi merdivenin üst basamaklarına uçurmasın. Uçurursa, o birileri sizden desteğini çektiğinde yada o birileri her piri fani gibi ortalıktan silinip kaybolduğunda aşağılara fena çakılırsınız. Siz başarı merdivenleri teker teker çıktığınız ve biryerlere geldiğiniz halde, merdivenin üst basamaklarına uçurulup sizin tepenize getirilen birileri olursa önünüzde iki seçenek var: Ya o diyarı terk etmek, ya da mücadele etmek. İkisi de Türkiye şartlarında zor. Bu noktada şunu söylemeden geçemeyeceğim: Özel sektörde çalışanlar, sakın kamu sektörüne geçmeyin; denizden çıkmış balığa dönersiniz. Kamu sektöründe kriter tecrübe birikim ile değil, amca yeğen ilişkisi ile sağlanmakta. Ha benim neyi geç öğrendiğime gelince: Bu amca-yeğen ilişkisini telin eden ve “Emaneti, ehline verin” diyen bir Peygamberin ümmetinden olarak, ümmetin bu konuda çoktan sınıfta kaldığını bilmiyordum, geç öğrendim.
Rabbim güzellikle tüm inanan kardeşlerimi islah eylesin ve bizleri birbirini sadece Allah rızası için seven müslümanlardan eylesin. Hatalarımızla, sevaplarımızla biz birbirimizin aynasıyız ve her hatayı her birimiz yapabiliriz. Önemli olan hatada ısrar etmemek ve geri dönebilmektir.
Ben hatalarıyla da olsa, müslümanları seviyorum, çünkü müslümanım. Kusurdan, hatadan hali değilim. Herkesin düzelmesini, herkesin Cenneti haketmesini dilemek bizim şiarımız. Ben de öyle diliyorum. Ama özetle son sözümü söylüyorum: Abiler, kardeşler, profesyonel işhayatında tuttuğumuz yol, tutunduğumuz dal yanlış: Efendimizin emrine kulak verin ve emaneti ehline teslim edin. Torpilli adamı kayırmayın. Torpile son verin. Torpilin gözünü çııkarın. Liyakate önem verin. Liyakat imtihanı ile adam alın işe.
Sevgi ve saygılarımla
|
|||